Balıkçı teknesindeki 'yaş' oyununu nükleer fizikçiler ortaya çıkardı

Ankara Üniversitesi Nükleer Bilimler Enstitüsü'nde görevli bilim insanları, bir balıkçı teknesinin inşa yılı ile ruhsattaki yaşının uyuşmadığını, lüminesans tarihlendirme yöntemiyle ortaya çıkardı.

PAYLAŞ
TAKİP ET Google News ile Takip Et
Balıkçı teknesindeki 'yaş' oyununu nükleer fizikçiler ortaya çıkardı
Ankara Üniversitesi Nükleer Bilimler Enstitüsü'nde görevli bilim insanları, bir balıkçı teknesinin inşa yılı ile ruhsattaki yaşının uyuşmadığını, lüminesans tarihlendirme yöntemiyle ortaya çıkardı.

Ankara Üniversitesi (AÜ) Nükleer Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Niyazi Meriç, enstitü olarak lüminesans tarihlendirme yöntemini kullanarak "tarihlendirme" ile ilgili ihtiyaçlara çözüm ürettiklerini ifade etti.

Meriç, Mardin'in Nusaybin ilçesine bağlı Kuru köyünde Ermenilere ait olduğu iddia edilen toplu mezarlardaki kemik gibi materyallere uyguladıkları lüminesans tarihlendirme yöntemiyle, mezarların Roma dönemine ait bir nevi aile mezarlığı olduğunu ortaya koyduklarını anımsattı.

Benzer şekilde laboratuvarlarında, Denizli ile Aydın'daki fay hatlarının yaşını, Mardin'deki Deyrulzafaran, Zindan ve Mor Yakup Kilisesi'nin tarih sahnesindeki yerini tespit ettiklerini ifade eden Meriç, son olarak Sahil Güvenlik ekiplerince Marmara'da şüpheli bulunan balıkçı teknesinin yaşının hesaplanması talebinin geldiğini aktardı.

Tekne sayısının artmasını önlemek için yeni teknelere ruhsat verilmediğinden, yeni tekne sahiplerinin eski tekne ruhsatlarını kullandıkları şüphesinin bulunduğunu aktaran Meriç, "Bu şekilde yeni teknelerini eski ruhsatlarla kullananların, vergi desteğinden ve mazot indirimi gibi ayrıcalıklardan yararlanarak aslında haksız kazanç elde ettikleri düşünülüyordu." bilgisini verdi.

Balıkçı teknesinin yaşının ne olduğunun bilimsel şekilde ispatlanması için çalışmalara başladıklarını belirten Meriç, şunları kaydetti:

"Balıkçı teknesinin ruhsatında aslında çok eski bir tarih yazıyordu. Teknenin yapıldığından beri asla değiştirilemeyecek omurga denilebilecek gövde kısmının metal korozyonlu ve lüminesans özellik gösteren diğer gemi bileşenlerinden örnekler aldık. Numunelerin en son ne zaman ışık aldığını ve ne kadar süre radyasyona maruz kaldığını hesapladık. Sonuçta, bu teknenin 10 yıldan daha genç olduğunu verilerle gösterdik. Bulduğumuz yaş tayinine ilişkin bilimsel raporumuzu sahil güvenlik ekiplerine sunduk. Böylece bir teknenin yaşı sanıyoruz ki ilk kez bilimsel bir metotla tayin edilmiş oldu."

ADLİ BİRİMLERE RAPOR SUNULDU

AÜ Nükleer Bilimler Enstitüsü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Eren Şahiner ise, çalışmada kullanılan bilimsel yöntemle ilgili açıklama yaptı.

Geminin ilk üretildiği andaki omurgasından farklı örnekler alarak bunların ne kadar radyasyona maruz kaldığını hesapladıklarını anlatan Şahiner, "Yaptığımız hesaplamalarla, teknenin ruhsatı ile gerçek yaşının uyum sağlamadığını tespit etmiş olduk. Teknenin omurgasından aldığımız numunelerin analizi, teknenin ruhsatında yazan yaşın doğru olup olmadığını, çok yaşlı diye iddia edilen teknenin aslında genç ve eski tekne bileşenleriyle yapıldığını gösterdi. Hazırladığımız bilimsel raporu bu konunun çözülmesi için adli birimlere sunduk." bilgisini verdi.

HABERİ PAYLAŞ:
BUNLARA DA BAKIN